29 Mayıs 2012 Salı
Şike Soruşturmasına Girmemek için Telefonla Konuşma Kılavuzu
Spor klüplerinde yöneticilik, sporculuk yapacak veya muhasebe müdürlüğü yapacak olanların telefon konuşmaları yapmadan önce okumaları gereken kılavuz:
Bundan sonra sporla ilgilenen yönetici , sporcu, menejer, klüp çalışanlarının telefon görüşmelerinin teknik takip altında olduğu anlaşılmaktadır.bütün telefon konuşmaları büyük bir titizlikle dinlenmekte olduğu açık ve seçiktir.mümkünse telefonla hiçbir konuşmasının yapılmaması eğer acil ise aşağıdaki konuşma rehberi okunduktan sonra telefon konuşmalarının yapılması önemle duyurulur.
Klüp yöneticilerinin telefonda kullanmamaları gereken kelimeler ve cümleler:
-ben iyiyim sen iyimisin
-hastamısın,neyin var
-havalarda soğudu
-epeydir görüşemiyoruz
Soruşturmaya giren telefon konuşmalarından örnekler:
-Tamam, bakarız, hallederiz, gayet olumlu,
- şey değil, şeyini şeyyetim,
-konuşacağım ben yarın
-seninle özel görüşelim,
-söyle bize yardım etsinler, sen rahat ol,
-görüştüm, gidecek fiyat konuşacak
-sen konuştun mu
-onunla bi konuş
Özel hayatla ilgili olan kaçamakların şifreli olarak konuşulması:(şike konuşmaları olarak basında yer aldı)
Vallahi altın kalkamazsınız aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsek bıyık, şikeyi mi kaçamak yaptığını mı kabul edersin artık o sana kalmış.
-rüzgar var ya rüzgar kuşun birini almış
-kuşa zam geliyormuş
Başka bir klüp başkanından herhangi bir yardım talep etmeyin:
Bir spor klübü başkanından arkadaşınızın örneğin: hastanede ilgilenilmesi için yardım falan talep etmeyin. Ayrıca Hiç bir şey için yardım talep etmeyin. Bu talebinizin ne ile ilgili olduğunu anlatamazsınız. Savcı ve Hakimler bunu anlayıncaya kadar içeride kalma ihtimaliniz yüksektir. Kamuoyu önünde de ağzınızla kuş tutsanız bir kere üzerine çamur sıçratılmıştır. Kuru temizleme bile zor çıkartır.
-teknik direktör: Hikmet hoca ben, Abiler geldi. Görüştüm. O hastaneden bir şey arkadaşımız olursa bir yardımcı olursanız sevinirim başkanım
-Aziz YILDIRIM:Konuşacağım ben yarın. Tamam ben hallederim
Muhasebe müdürü arayıp şunları söylemeyin muhasebe müdürü de içeri girer(örneği var:Tamer Yelkovan)
(aslında kendi futbolcularını verilecek primleri kasdediyor)
-Hangi maçlar için ne prim verdik çıkaralım
-O maç zor değil düşüm yapalım.
Ayrıca ileride ne demek istediğinizin açıklamak zorunda kalacağınız saçma sapan kelimeleri cümle içinde kullanmayın telefonda espiri yapmayın.
Eğer kullanıyorsanız şimdiden savunmanızı bir kenara yazın. Yoksa sizi teşvik meşvik şike mike elimize ne geçerse suçlarız.
A sahsı - Eğer bir şey yaptıysanız, tarladaki işçilerin hiçbir şeyden haberi yok dedi
B sahsı -Ne zaman böyle dikim yapsak olmuyor
Sporculuların diğer takımda oynayan arkadaşları ile telefon konuşmaları yapmamaları yapacaksa aşağıda ki örneklerde görüleceği üzere yanlış anlamaya meydan verecek kelime ve cümleleri kullanmamaları özellikle tavsiye olunur
-ne var ne yok
-nasılsın iyimisin
-bu akşam buluşalım mı
-karnım çok aç
-duran toplara iyi vuramıyorsun.
-süper araban var
-soğuk su içme üşütürsün
inşaat kelimesini kullanmayın.şifre olarak algılanabilir.hatta gazeteler bile şifre inşaatmış diye başlık atar.hakime gerçektende inşaat işi konuşuyorduk diye dert anlatmak zorunda kalabilirsin.bu nedenle gerçekten inşaat kelimesi kullanmak isterseniz onun yerine örneğin:yoğurt kelimesi kulanın veya başka bir kelime bulun.
FENERBAHÇE CUMHURİYETİ
’Fenerbahçe Cumhuriyeti’’ kelimesi üzerine herkes bir şeyler söylemektedir. Bu cümle rakip takımlar tarafından dur ben rakibimi aşağılayıcı sözler söyleyeyim de ne demekmiş cumhuriyet, belki böyle yaparak kendimi herhalde yüceltmiş olurum anlayışı ile eleştirilmektedir. Zaten hangi slogan olsa aynı mantıkla eleştiriler ona da yapılacaktır. Bu açıdan her hangi bir şey fark etmemektedir.
Cumhuriyetin kelime anlamı; başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimidir.
Anlaşılacağı gibi cumhuriyet bir yönetim bicimidir. Türkiye’nin yönetim biçimi de cumhuriyettir o zaman cumhuriyet kelimesi sadece Türkiye için kullanılır bilgisizliği ne yazık ki okumuş insanlarda bile bilinçli veya bilinçsiz olarak öne sürülmektedir. Fenerbahçe Cumhuriyeti’ni eleştirenlerin algıladığı gibi’’Fenerbahçe Cumhuriyeti’’ denerek ; Türkiye cumhuriyeti=Fenerbahçe Cumhuriyeti demek istiyorsun o zaman demek ki sen Türkiye Cumhuriyetini yok sayıyorsun gibi saçma bir anlayış yaratılmak istenmektedir.
Kısaca Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin kuruluşu
1900’lerin başında sadrazamlarca futbolun yasaklanması ve büyük bir suç olarak nitelendirildiği vakte tekabül eder Fenerbahçe’nin kurulması. o dönemlerde II. Abdülhamit’in gözde komiseri zaptiye celal ne sultanili gençlere ne de Kadıköylü gençlere nefes aldırmıyordu. Her türlü cemiyet yasak, üç kişinin bir araya gelmesi bile yasaktı
İkinci meşrutiyet’in ayak sesleri duyulunca, artık halk çocukları da zamanın geldiğini anlayacaktı. Kadıköy’ün gençleri de artık pek ala bir kulüp kurabilirlerdi.
Kadıköylü gençler, St. Joseph Lisesi mezunlarından Nurizade Ziya Bey, okuldan arkadaşı Osmanlı bankası memurlarından Ayetullah bey ile bahriye öğrencisi Necip Okaner, 1907 yılının bir ilkbahar akşamı kuşdilinde izledikleri bir maçtan sonra necip bey’in moda’daki evinde toplanırlar. artık yıllardır hayalini kurdukları futbol kulübünü kurma zamanı gelmişti
Fenerbahçe kurulur kurulmaz kısa sürede bir araya getirdiği on biriyle ilk maçını İngilizlerin moda takımı ile yapıyor ve 2-0 kazanıyordu.
İşgal güçleri tarafından kapatılması
İşgal kuvvetleri 1920 Haziran’ında Fenerbahçe kulüp binası’nı basacaktı. Anadolu ihtilali başlamış, İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve cephane sevkiyatı hızlanmıştı. O yıllarda kuşdili çayırı’nda bulunan kulüp binasından Anadolu’ya bol miktarda silah ve cephane kaçırılıyordu. Fenerbahçe, kurtuluş savaşı’nda hem sahada, hem saha dışında önemli bir rol oynuyordu. Haliyle durumdan rahatsız olan işgal kuvvetleri’nce Fenerbahçe’nin adı Türkiye’yle birlikte anılıyordu. Fenerbahçe kulübü’nü basan işgal kuvvetleri kulübün genel kaptanı Ömer nazım’a kararını bildiriyordu: 1 – Fenerbahçe spor kulübü, ittihat ve terakki fırkası’nın bir şubesidir. Kulüp siyasi faaliyet için bir maskedir. 2 – Fenerbahçe, müttefik kuvvetlerine karşı düşmanca duygular beslemekte, bunu her fırsatta dile getirmektedir. 3 – kulüp Anadolu’daki asi kuvvetlere silah ve cephane göndermektedir. üç maddelik ültimatomun ardından sonuca geliniyordu: Fenerbahçe kapatılmıştır! Fenerbahçe cumhuriyeti, kurtuluş savaşında cepheye cephane sevkiyatı yaptığı için ve Türk ordularına moral kaynağı olduğu için işgal kuvvetleri tarafından kapatılmıştı ve 70 gün kapalı kaldı.
Fenerbahçe cumhuriyeti sözünün yaratıcısı Beşiktaş kongre üyesi:
İşin en ilginç tarafı ise ‘’Fenerbahçe Cumhuriyeti’’ tanımını ilk yapan Beşiktaş kongre üyesi olan gazeteci Yalçın Doğan'dır. Çünkü Yalçın Doğan bu isimle bir kitap basmıştır. Sonraları Fenerbahçe camiasının da hoşuna gitmiştir ve ifade kabul görmüştür. Cumhuriyet kelimesinin temeline inildiğinde görülecektir ki Fenerbahçe halktır, Türk toplumunun bileşkesidir. Bu bağlamda cumhuriyettir.
Kitaptan önemli bir olay: Gençlerbirliği’nden Hasan isimli futbolcuyu, transferin son günü transfer etmek isterken nüfus kaydının Diyarbakır’da olduğunu öğrenince kulüp başkanı, hava kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'u arar ve yardımını ister. Bunun üzerine Orgeneral Muhsin Batur da F106 (o zamanlar Türkiye’deki en iyi savaş uçağı) uçağını Diyarbakır’a yollayıp futbolcunun evraklarını getirtir.
Gazeteci İslam Çupi’nin sözü:
"Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz." İslam ÇUPİ
Can Dündar’ın Fenerbahçe Cumhuriyeti’nde darbe başlıklı yazısından bölümler:
Tek parti döneminde Fenerbahçe’nin başkan koltuğunda CHP’li Şükrü Saracoğlu oturuyordu. Saracoğlu, 1934’ten 1950’ye kadar Başkan kaldı. Başbakanken bile bu koltuğu bırakmadı
1950 baharında DP iktidara geldi. 12 yıllık “Milli Şef” İnönü’nün ardından, 16 yıllık Başkan Saracoğlu da koltuğu devretti. Kime? Demokrat Parti milletvekili Osman Kavrakoğlu’na...
Kulüpte DP egemenliği ne zaman bitti dersiniz? 27 Mayıs’ta... Menderes’i deviren askerler, futbol takımlarından da DP’li başkanları değiştirmelerini istedi. Zaten Kavrakoğlu da Yassıada’da müebbet hapse mahkûm olmuştu. Yerine İsmail Cem’in kayınpederi Razi Trak seçildi.
İlginçtir; Trak, 12 Eylül’den sonra da Başkanlık için ilk akla gelen isim olacaktı. 1960’ların ortalarında, CHP ile AP koalisyon yapmıştı.
Fenerbahçe yönetiminde de bir koalisyon vardı: Başkan, CHP’li İsmet Uluğ idi. Başkan yardımcısı AP’li Faruk Ilgaz... 1965’te seçimi AP kazanıp tek başına iktidara gelince Faruk Ilgaz da Fenerbahçe’nin başkanlığına geldi.
Türkiye Cumhuriyeti ile Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin paralel tarihinin örnekleri çoğaltılabilir.
Önemli olan şu: “Fenerbahçe Cumhuriyeti”, TC içinde başından beri bir siyaset silahı, alternatif bir güç odağıydı.
“İktidar, eski Türkiye’nin bayrak dikmediği son kalesi olan ‘Üç Büyüklerin, en güçlüsüne taarruz ederek psikolojik bakımdan yıkıyor.” Dokunulmazlığını kaldırıyor. İktidar kümesinden düşürüyor. Ve Fenerbahçe yönetimi, yıllarca hep destek aldığı iktidarın, bürokrasinin, yargının, medyanın, nasıl bir günde aleyhine döndüğünü, gazetelerin nasıl savcılıkla kol kola girip gizli olması gereken belgeleri ortaya serdiğini, yargısız infaz birimlerinin nasıl devreye girdiğini, sermayenin nasıl panik halinde köşeye çekildiğini hayretle gözlüyor.
SPOR HABERCİLİĞİ ÜZERİNE TESPİTLER
Yalan, yanlış, uydurma haberler, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan spor yorumcu ve yazarlığı teşkilatı.
İnsanları birbirine düşürmeye, haberden olay çıkarmaya çalışan yaratıcı gücü yüksek gazeteciler sanat topluluğu.
TFF sitesinde ilan edilen etik kurul talimatı, disiplin talimatı, futbol müsabaka talimatını okumadan bilgi sahibi olup yorum yapan komedi dans ustaları,
Basın ahlak yasasını okumadan, kaleminden kan damlayan, kasap spor haberciliği,
Gazetecilik meslek ETİK kurallarından değil, gazetecilik meslek TETİKÇİ kuralları uygulayıcıları mafya topluluğu.(*)
Gazeteci doğulmaz, spor Kazetecisi olunur, köşe yazarı esnaf ve Zanaatkarları derin sportif işler konfederasyonu.
Kendi hak ve hukuklarını korumaktan aciz, milyon dolarlık kulüplerin hakkını korumaya aday, kulüp başkanı yardakçısı, yanlı ve yandaş gazetecilik haberciliği ana bilim dalı.
Yalan, yanlış haberler üzerine saatlerce konuşabilme becerisine sahip çenebaz hokkabazlar muhteşem beşlisi.
Ucuz etin yahnisi ucuz olur spor habercilik teşkilatı,
Ne iş olsa yaparım abi spor habercileri, radyo programcıları kürsüsü.
Uydur uydur diz mantığı ile masa başında spor haber yazma, üstün uydurma becerisi madalyalı yüksek köşe olma yazarlığı,
İnsanlar eskiden hiç olmazsa birbirlerini sevmezken, artık birbirini yok edilmesi gereken düşmanlar olarak görülmesine, bütün imkanlarını seferber ederek, her türlü katkıyı sağlayan programların muhteşem telegolü,
Birbirini çekemeyen gazeteciler dernek ve cemiyeti topluluğu, düşmanlık sobasına bir odun da sen at yorumcuları birliği.
Körler sağırlar birbirini ağırlar, nasıl insanların sinirlerini çıkartmak için uydurma senaryolar yazıp ortalığı karıştırırız derin devlet sporculuğu kooperatifi.
Habercilik ilkemiz mafyaya şirin gözükmektir Mahşerin beş atlısı yorumcular topluluğu.
Kendi çıkarlarını gazeteciliği alet eden kolunda bilezikler, parmağında yüzükler, boynunda kolyeler, gözlerinde gözlükler, beyninde düşmanlıklar ve tilkiler, dilinde hep belden aşağı kelimeler maganda baş yorumcusu.
‘’Doğru haber haber değildir’’ sözünü ilke edinmiş şoktan spor haberleri yayın saati.
Takımının çıkarlarını her şeyin üstünde gören fanatik haber çarpıtıcı, takım ırkçıları, kalem silahşörleri encümeni.
Önce çamur at o da yetmezse şok haber at üstün hebercilik ana bilim dalı profları.
Habercilikte 5n1k kuralı yerine 1m (mabadtan uydurulan haber) kuralı yaratıcıları.
Hem savcı, hem avukat, hem hakim, hem de infazı gerçekleştiren cellat habercileri yorumcuları üstün insan kabiliyeti …
(*)Gazeteci Meslek Etik İlkeleri
Gazeteci meslek ahlak ilkelerinden bazıları aşağıda belirtilmiştir. Tamamı medya etik konseyinin sitesinde mevcuttur. Okunması için bazı maddeler kısaltılmıştır.
Herhangi bir medya kuruluşunda işe kabul edilen gazeteciler, aşağıdaki medya mensubu olmanın ön şartı olan meslek etik kurallarına uymak zorundadır:4. Haber ve yorumda, kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan sözcükler kullanılamaz.
5. Gazetecilikte, kanıtsız iddia ve suçlamaya, iftiraya, yalana, manipülasyona yer yoktur; kanıt ve belgeler tahrif edilemez; doğruluğu kesinleşmeyen haber, doğruymuş gibi sunularak okuyucu-izleyici yanıltılmaz.
7. Hiç kimse, yargı kararı olmadıkça, "suçlu" ilan edilemez; idari makamların tek yanlı suçlamaları ve teşhir uygulamalarından hareketle, haberde ve yorumda suçlu gibi gösterilemez. Yargılama sürecinde de yalnızca haber verilir, taraf olunmaz.
10. Gazeteci ve yayın organı, ideolojik, siyasal, ekonomik, örgütsel tercihleri doğrultusunda yayın yapmak istediğinde bunu dürüstçe açıklar, “tarafsızlık” maskesinin arkasına saklanmaz.
12. Gazeteci, şiddet, zorbalık ve savaş kışkırtıcılığına araç olamaz. Barışı, ulusların ve insanların kardeşliğini, eşitliğini savunur; insanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Ulusal bağımsızlık ve demokrasiyi vazgeçilmez ilke olarak kabul eder. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde ve Helsinki Nihai Senedi’nde belirtilen ilkelere bağlı kalır. (Medya etik konseyi)
İBRAHİM AKIN SEN NASIL ŞİKE YAPTIN
Fenerbahçe-İ.büyük şehir belediyesi maçı 01.05.2011 Tarihinde Şükrü Saraçoğlu stadında oynanmıştır. İbrahim Akın’ın bir imamı araması en önemli şike delili olarak gösterilmektedir.
İbrahim Akın bu maç ile ilgili olarak PFDKdan 3 yıl men cezası almıştır. PFDK Kararında İbrahim Akının bu maçta maçın sonucunu etkilemekten bu cezayı aldığı belirtilmiştir.
Bu maçta varsayalım İbrahim Akın ile tapelerden olsa olsa yöntemi ile şike anlaşması yaptığını varsayar isek ve İbrahim AKIN 60. Dakikada oyundan alındığına göre 90-95 Dakika olan bir maçın maçın sonucunu nasıl etkilemiştir.
Bir maçın süresi 90 dakika uzatmalarla beraber 95 dakika olduğunu göre İbrahim Akın maçın sonucu 60.dakikada belirlenmiş mi olmaktadır.
Maçı Fenerbahçe 2-0 kazanmıştır. Birinci golü 2. Dakikada Mıraslov stock, ikinci golü 45. Dakikada Alex atmıştır.
Fenerbahçe sahasında bu maç dahil 2010 yılından bugüne kadar yaklaşık 45 maçtır yenilmemiştir.
Başkan AZİZ YILDIRIMIN mahkemede yapmış olduğu SAVUNMASINDAN bir bölüm.(tamamı Fenerbahçe.org sitesinden okuyabilirsiniz.)
Tabi ki basın da medyada savunma yer almamıştır. Her türlü iftira atılmış ama bilinçli olarak savunmaya yer verilmemiş olmasını bile kimse sorgulamamıştır.
Mahkemede davanın magazin yönü ve diğer takımlarla ilgili verilen örnekler ,takımlar suçlanıyor başkada bir savunma yapılmıyor şeklinde taraftarlar arasında düşmanlıklar artırılarak verilmiştir.
Fenerbahçe başkanı Aziz YILDIRIM’ın bu maç ile ilgili savunmasının bölümü aşağıdadır.
HİÇ OLMAZSA OKUYUP BİLGİ SAHİBİ olalım, ondan sonra zaten şike yapılmıştır diye İNANANLAR için bir şey ifade etmeyeceğinden, hiç olmazsa buradan kendi lehinize belki bazı argümanlar çıkarıp İŞTE ŞİKE YAPMIŞSINIZ demeye devam edersiniz.
Bu savunmanın okunma ihtimali azdır.Çünkü bira uzundur biz uzun yazı okumayı sevmeyiz.Bilgi sahibi olmakla uğraşacak vaktimiz yoktur.Kendi işimizene geldiği gibi konuşmak bizi daha çok mutlu etmektedir.
İnsanlar ALGI ZEHİRLENMESİNE UĞRATILMIŞTIR.
Bence Cemaatin amacı bu soruşturmadan emniyet basın ve adalet içindeki örgütlenmelerinin zarar görmemesi prestij kaybına uğramamak en önemlisi emniyet içindeki örgütlenmelerinin dağıtılmamasıdır.Diğerlerinin amacıda elimize herhalde fırsat geçti Fenerbahçeye ne kadar zarar verebilsek kardır fırsatçılığıdır.
Büyük şehir belediye maçının tek şike delili futbolcunun menejeri ve ÇİZGİLİ POŞET ile olan bir fotoğrafı VE imam ile yapılan konuşmadır.Ayrıca iki insanın yanyana fotoğrafının alt yazısında ''işte Şike pazarlığının görüntüleri''şeklindeki yazıda dikkat çekicidir.İnsanlar bu şekilde yönlendirilmiştir.
FENERBAHÇE - İ.B.B. SPOR MÜSABAKASINDA İ.B.B. SPOR FUTBOLCUSU İBRAHİM AKIN’A MÜSABAKADA SÖZDE GOL ATMAMASI KARŞILIĞINDA 100.000$ MI 100.000 EURO MU VERDİK? BEN DE HİÇBİR ŞEKİLDE PARA VERMEDİĞİMİZİ SÖYLÜYORUM. BEN AHLAKSIZCA SUÇLANMAKTAYIM
YİNE İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ AHMET ÇELEBİ BENİM YANIMA GELDİĞİNDE HİÇBİR ŞEKİLDE İBRAHİM AKIN İLE İLGİLİ BİR KONUYU GÖRÜŞMEMİŞTİR. İddianamede İbrahim Akın’ın bir teklifi kabul ettiği söylenmektedir. Oysaki Bizim tarafımızdan bir teklif yapılmamıştır ki, İbrahim Akın bu teklifi kabul etmiş olsun. Ne şahsım ne yöneticilerim ne de kulübüm tarafından hiçbir şekilde İbrahim Akın’a verilmesi için kimseye para verilmemiştir. Kaldı ki bu tapelerde yer alan Ahmet Çelebi ile ilgili konuşmalarımın konusu kombine biletleridir ve bu kombine biletlerine ilişkin belgeleri mahkemenize sunuyoruz. (EK-5)
26.04.2011 Tarihinde, saat 16.58’de yapılan Abdullah Başak - Ali Kıratlı görüşmesi (Tape: 1917)
Bu görüşmede Abdullah Başak, Benim yanıma geldiğini söylemektedir. Abdullah Başak maçlarda veya ayda bir veya iki defa kulübe bilet almaya geldiğinde gördüğüm şahıstır. Bu konuşmadan anladığım kadarıyla Abdullah Başak, Ali Kıratlı’ya kendisini abartmak ve hava atmak için bu isimleri söylemiştir, oysa Benim kendisini görmediğimi açıkça beyan ediyorum.
Burada açıklama ihtiyacı duyduğum bir konu da Fenerbahçe futbol takımının gücünü kabul etmemek, oyuncularımızın emek ve alın terlerine ihanet etmektir.
Sormak isterim ki, İbrahim Akın denilen oyuncunun yalnız başına oynayıp oynamamasının maça katkısı nedir? Buna bakmamız gerekir. Fenerbahçe futbol takımı Galatasaray’ı ve Beşiktaş’ı deplasmanda; Trabzon’u ise Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda yenmiştir. Böyle güçlü bir takımın bir tek İbrahim Akın Fenerbahçe’ye gol atmasın diye şike eylemlerinin içine girmesi ne kadar mantıklıdır?
Kaldı ki unutulmaması gereken bir diğer husus Fenerbahçe’nin Trabzon ile puan puana yaptığı çekişmede yegane sonuç galibiyettir. Yani gol atmamız gerekmektedir. Bu yüzden rakip takımın gol atmaması ya da beraberlik gibi sonuçların bir anlamı yoktur. Keza bu nedenlerle bir tek rakip takımın forveti ile para karşılığı şike anlaşması yapılmasının hayatın ve futbolun olağan akışına ne kadar uygun olup olmadığını takdirlerinize sunuyorum.
Ayrıca İbrahim Akın her maçta gol atan bir oyuncu değildir. Bununla ilgili istatistik ektedir. (EK-6)
26.04.2011 Tarihinde, saat 23.15’de İbrahim Akın’ın X Şahsı aradığı görüşme (Tape:3568)
Bu tape, iddianameyi düzenleyenlerin ve bu şike eyleminin en açık delili ve belki de tek kanıtı olarak sunulmaktadır.
Oysaki bu düşünce tamamen maksatlı ve gerçekleri gizlemeye yöneliktir. Zira tape incelendiğinde şu açıkça görülmektedir ki İbrahim Akın bu konuşmasında açıkça bir şeyler saklamakta ve yalan söylemektedir. Bunun en açık delili tapenin 15 ve 16. satırlarında yer almaktadır.
X şahsın (hocanın) "sizin takımın kaptanı ve hocası ne diyor" sorusuna karşı İbrahim Akın’ın verdiği cevap futbolcunun gerçek saikini ve bir şeyler sakladığını açıkça ortaya koymaktadır ki futbolcu bu soruya cevaben "hocam onlar bir şey diyemiyorlar Fenerbahçeli oldukları için onlar da bana kalkıp oynama veya gol atma diyemiyorlar, başkası tarafından söyleniyor bu" şeklinde karşılık vermiştir.
Oysaki İBB’nin antrenörü Abdullah Avcı Galatasaray Lisesi mezunu, Galatasaray kulübünde çalışmış iyi bir Galatasaray’lıdır. Aynı şekilde Antrenör Yrd. Arif Erdem de Galatasaray da futbol oynamış Galatasaraylı bir kişidir. Takım kaptanı Cihan Haspolatlı ise Galatasaray’da futbol oynamış ve bu camiaya mal olmuş bir kişidir. Daha da ötesi İBB Başkanı Göksel Gümüşdağ Galatasaray kongre üyesidir.
O zaman İbrahim Akın neden sorumluların Fenerbahçeli olduğunu söyleme gereği hissetmiştir? Bakın, Ben İbrahim Akın ve Yusuf Turanlı’yı tanımam.
Bu şahısları cezaevinde tanıdım. Kendisine hoca ile konuşmasında neden yanlış bilgi verdiğini ve Bizden kimin onlara para teklifi yaptığını sordum.
Kendisi, bana olayların buraya geleceğini bilemediğini, sadece basit bir ifade verme olayı olduğunu sandığını, bu nedenle çok pişman olduğunu, asla kimseden para teklifi almadığını, kendisinin at yarışı ve Kıbrıs’taki kumardan yüksek miktarda paralar kazandığını, ancak bu paraların gerek kamuoyu gerekse hoca tarafından bilinmesinden utandığını, bu nedenle böyle bir yalan söylediğini ifade etmiştir.
Tarafımızca da şüphe ile karşılanan bu açıklama gerek tapelerde yer alan konuşma tarih ve içerikleri gerek oyuncunun bu ifadesini doğrulayan belge ve delillerin tarafımıza sunulması ve gerekse oyuncunun özel hayatı ve karakterine ilişkin tüm tapeler incelendiğinde gerçeğin ta kendisi olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca İbrahim Akın’ın poliste verdiği ifade ile Savcılıkta verdiği ifade arasında fark vardır. İbrahim Akın Organize Şubesinde ’kesinlikle iddia edildiği gibi hiçbir şike olayına karışmadım’ şeklinde ifade vermiştir. Ancak Savcılıkta verdiği ifade arasında fark vardır. Savcı Mehmet Berk, İbrahim Akın’a avukatının yanında ’senin 3 yaşında çocuğun var, eve gitmek istemez misin’ şeklinde konuşuyor. ’Eğer benim istediğim gibi ifade verirsen evine gidebilirsin’ diyor.
27.04.2011 Tarihinde, saat 02.48’de Yusuf Turanlı – İbrahim Akın görüşmesi (Tape:3349)
100 dolar değil 100 euro abi ole dedi ;)
Yukarıdaki tape ile ilgili yaptığımız açıklamalardaki yanlı ve yanlış bilgi ve yönlendirme bu tapede açıkça ortaya çıkmıştır. Zira iddianamede "100 dolar değil 100 euro abi öyle dedi" şeklindeki İbrahim Akın’a ait ifade, bu şahsın şike karşılığında 100.000 EURO istediği şeklinde açıklanmıştır. Oysaki gerçek tamamen farklıdır ve bu iddianameyi tanzim edenlerin niyetini de açıkça ortaya koyan en çarpıcı örneklerden biridir. Zira öğrendiğimiz kadarıyla buradaki 100 Euro şeklindeki tutar İbrahim Akın’ın annesi Neşe isimli hanımın Yusuf Turanlı’dan aldığı evin satışına ilişkin konuşmadır. Bununla ilgili tüm belgeler Mahkeme dosyasında vardır.(EK-7)
Kaldı ki bu paranın şike parası olmadığı o kadar açıktır ki, iddia edilen şike parası tutarının 100.000 dolar olduğunun yukarıdaki tapelerde İbrahim Akın tarafından zaten onaylandığı iddia edilmiştir. Bu sözde fiyat artışı başka hiçbir zaman ve tapede neden yapılmamıştır? Yine bu cümledeki önemli bir ayrıntı "öyle dedi" beyanı ile konuşulan konuda üçüncü kişinin bir iradesinin varlığının söz konusu olduğudur. Yani iddianameye göre şike parasının 100.000 dolardan 100.000 Euroya çıkartılmasını isteyen bir üçüncü kişi vardır. Bu açıklamaya bile gerek duyulmayacak bir yönlendirmedir.
27.04.2011 Tarihinde, saat 17.08’de Yusuf Turanlı – Ahmet Çelebi görüşmesi (Tape:3357)
İddianamede bu tapede oluşturulmak istenen algı Ahmet Çelebi ile Yusuf Turanlı’nın sözde şike parasını Cuma günü almalarına ilişkin olduğudur. Oysa bu yorumda amaca yönelik ve açıkçası yalandır. Keza İbrahim Akın’ın parayı aldığı Cuma gününün tarihi 06.05.2011’dir. Oysaki şahısların konuşmalarında sözü geçen Cuma gününün tarihi 29.04.2011’dir ve Yusuf Turanlı’nın Sivas’tan alacağı ile ilgilidir. Ancak bu özensiz ve amaçlı iddianamede tarihler özellikle karıştırılmıştır.
27.04.2011 Tarihinde, saat 21.49’da İbrahim Akın – Yusuf Turanlı görüşmesi (Tape:3370)
Bu tapeyi; iddianameyi düzenleyenler, İbrahim Akın’ın şike için istediği 100.000 euronun kabul edilip edilmemesi, Yusuf Turanlı’nın Ahmet Çelebi ile ertesi gün buluşacağını ve 100.000 dolarlık teklifin iyi bir teklif olduğunu söylemesi şeklinde değerlendirmişlerdir. Oysaki konuşulan gerçek konu daha önce belgelerini sunduğumuz İbrahim Akın’ın annesine ait olan ev ile ilgili konudur ve ilginç olan iddianameyi düzenleyenlerin bu tapede Yusuf Turanlı’nın Ahmet Çelebi ile ertesi gün buluşacağını nereden çıkarttıklarıdır. Zira konuşmada Ahmet Çelebi’nin adı bile geçmemektedir. Kaldı ki bir önceki tapeden anlaşılacağı üzere Ahmet Çelebi ile Yusuf Turanlı’nın görüşme tarihi 28.04.2011 günü değil 29.04.2011 Cuma günüdür. Dolayısıyla Yusuf Turanlı’nın "ertesi gün" olarak kastettiği 28.04.2011 tarihinde görüştüğü kişi Ahmet Çelebi değildir. İsmi bile geçmeyen bu şahsın tapeye monte edilmesi konusundaki art niyeti bilgilerinize sunuyorum.
27.04.2011 Tarihinde, saat 13.02’de Yusuf Turanlı – Ahmet Çelebi görüşmesi (Tape:3350)
Bu tape de iddianamenin ve delillerin nasıl ve ne maksatla bir araya getirildiğinin en açık örneğidir. Zira Yusuf’un "sen gittin mi abi oraya" Ahmet "yok Cuma günü" Yusuf "oraya gitmeyecek misin? konuştun ya onu söylüyorum sabahtan görüşür müyüz" şeklindeki konuşmalar iddianame düzenleyenler tarafından Yusuf Turanlı’nın İbrahim Akın ile şike için anlaştığını Aziz Yıldırım’a iletmesini istediği şeklinde değerlendirilmiştir. Oysaki gerçek yine bu değildir ve çarptırılmıştır. Ahmet’in Cuma günü gideceği yer Aziz Yıldırım’ın yanı değil 29.04.2011 de oynanan Sivasspor’un maçıdır ve Ahmet Çelebi Sivasspor yöneticisidir. Hatta görüşülecek kişi de daha öncede belirttiğimiz gibi Yusuf Turanlı’nın sürekli takip ettiği ve menajerlik ücret alacağı olan Mecnun Odyakmaz’dır. Bu durum 29.04.2011 saat 15.38 tarihli 1578 no.lu tapede yer alan Bülent İşçen, Ahmet Çelebi görüşmesine ilişkin konuşma tutanağında açıkça bellidir ve ortadadır. Gerçek şike iddianame yazılırken yapılmıştır.
1578 no.lu tape;
28.04.2011 Tarihinde, saat 13.02’de Yusuf Turanlı – Ahmet Çelebi görüşmesi (Tape:3359)
Bu tape, iddianameyi tanzim edenler tarafından İbrahim Akın’ın Yusuf Turanlı’dan "şike parasını" 29.04.2011 de alması olarak değerlendirilmiş ve yönlendirilmiştir. Oysaki gerçek oluş yine bu değildir. Burada konuşulan konu İbrahim Akın’ın kulüpten bu tarihe kadar alamadığı ve 29.04.2011 tarihinde Kulüpten aldığı ödemeye ilişkindir. Bu husus 29.04.2011 saat 19.47 tarih ve 3576 no.lu tapede açıkça ortadadır. Burada kamuoyunun bilmesi gereken savunma delillerini de toplamakla yükümlü olan iddia makamının neden bu tapeyi iddianameye koymadığının açıklanması hususudur.
28.04.2011 Tarihinde, saat 21.33’te Ahmet Çelebi – Bülent İşcen görüşmesi (Tape:1573)
Buradaki konu Pazar günü oynanacak maç ile ilgili Bülent İşçen’in kulübe gelmek istemesi ve Ahmet Çelebi’nin de kendine ait kombineleri almak için onunla birlikte kulübe gelmesinden ibarettir. Ancak iddianamede bu konuşma nedense şike parası için Aziz Yıldırım ile görüşme olarak nitelendirilmiştir ki; gerçekle yakından uzaktan ilgisi yoktur.
29.04.2011 Tarihinde, saat 15.38’de Ahmet Çelebi – Bülent İşcen görüşmesi (Tape:1578)
İddianameyi tanzim edenler tarafından şike parasını, Aziz Yıldırım gelmediği için temin edemedikleri söylemelerine ilişkin olarak değerlendirilmiştir. Oysaki bu bir halusilasyondur. Zira tapenin açılımından da çok net anlaşılacağı üzere şahısların konuşmaları benden talep ettikleri bilet ve kombinelerle ilgilidir. Kaldı ki öte yandan benden temin edemedikleri iddia edilen şike parasının iddianamenin önceki bölümlerinde yer aldığı üzere İbrahim Akın’a veriliş tarihi 29.04.2011’dir ve İbrahim Akın 29.04.2011 tarihinde para almıştır. Peki bu para Benden temin edilemediyse kim tarafından verilmiştir? Ki bu durumda çok açıktır. Bu para İbrahim Akın’ın kulüpten aldığı 110 Milyar yada dolar tutarındaki paradır. Ki bu durum 3576 no.lu 29.04.2011 saat 19.47 deki tape ile açıkça ortadadır.
29.04.2011 Tarihinde, saat 16.44’te Yusuf Turanlı ile İbrahim Akın arasında yapılan görüşme (Tape 3360)
Gerçi yukarıda açıkladık ancak bu tape içeriğini bir kez daha açıklamaya ihtiyaç duyuyorum.
Tapeden açıkça anlaşılacağı üzere İbrahim Akın İ.B.B. Futbol takımı hocası ile saat 14.00 de konuştuğunu söylüyor. Anlaşılacağı üzere İbrahim Akın İ.B.B.’den para alacağını beklemektedir. Bu paranın bir haftadır yatırılması gerektiğini ancak yatırmadıklarını Yusuf Turanlı’ya söylüyor. Yusuf Turanlı ise İbrahim Akın’a bu paranın kulüp tarafından yatırılmadığı için herhangi bir şey yapmamasını söylüyor. Yine bundan önceki tapede de İbrahim Akın 29.04.2011 de para alacağını ve bunun karşılığında X şahısa çekin karşılığını vereceğini açıkça söylemektedir.
SONUÇ : 29.04.2011 Tarihinde yatırılacak olan para İ.B.B.Spor Kulübünün İbrahim Akın’a alacağına karşılık ödeyeceği bedeldir. Bu açıkça görülmektedir.
29.04.2011 Tarihinde, saat 17.12’de Tamer Yelkovan ile Aziz Yıldırım-Bülent İbrahim işcen arasında yapılan görüşme (Tape 1903)
29.04.2011 günü saat 17.10 civarında Bülent İşçan ile Ahmet Çelebi kulübe geldi kendileriyle kombinelerle ilgili görüşme yaptık. Onları muhasebeye gönderdim. VIP kart gurubu 6 adet kombine kartın parasını çek karşılığında almışlar ve kombineleri de kendileri ayırmışlar. Bunlarla ilgili dokümanlar EK-5’te sunulmuştur.
Koltukların adedi : 7100 x 6 adet 42.600 tl
Ödeme : Yapı Kredi Bankası Ümraniye Site Yolu Şubesi
Tarih : 30.03.2012
Çek No :0495938 Fenerbahçe Spor kulübünden kesilen 29.04.2011 Tarihli dernek gelirleri alındı
belgesi de Ektedir. (EK-8) Bununla birlikte Ataşehir’e yapılacak Fenerbahçe Ülker Arena’nın olduğu yerde dükkânlardan ortak olarak kiralamak isteyen bu şahısların bu yöndeki taleplerini de sonra konuşuruz demek suretiyle ileriye attım ve 10 dakikalık bu konuşmadan sonra da kulüpten ayrıldım.
29.04.2011 Tarihinde, saat 17.29’da İbrahim Akın ile Yusuf Turanlı arasında yapılan görüşmede (Tape 3361);
İbrahim Akın, İ.B.B. tarafından hesaba yatırılmayan paranın Yusuf Turanlı tarafından kulüpten nakit mi alınacağını soruyor. Yusuf Turanlı da sitem ederek "konuşacağım, konuşacağım şey yapma tamam" sözleriyle İbrahim Akın’ı sükûnete davet ediyor. Eğer bizimle ilgili bir konu olsaydı daha başka şekilde konuşulurdu.
29.04.2011 Tarihinde, saat 19.47’de İbrahim Akın ile Fahri Tatan arasında yapılan görüşme (Tape 3576)
Bu tapeden anlaşıldığı gibi İbrahim Akın İBB Kulübünden 110 Milyarlık çek almıştır ve Başkanın bu çeki verdiğini Fahri Tatan’a söylemektedir. Ayrıca tapeden anlaşıldığı üzere İbrahim Akın altılı tutturmuş ve bunun da parasını alacağını beyan etmektedir ve bununla ilgili belgeler de dosyada mevcuttur. Kısacası hiçbir para hareketi bizimle ilgili değildir. Ancak Savcılık ve Organize Şube, olayları karıştırmak ve bizi suçlamak maksadıyla tape değerlendirmesi ve yönlendirmesi yaparak bizlere açıkça iftira atmaktadırlar.
Bu tape dikkatlice okunduğunda İBRAHİM AKIN’IN FAHRİ TATAN’A, SAKAT OLDUĞUNU, AYAĞINDA AĞRILAR OLDUĞUNU VE BU AĞRILAR NEDENİYLE ÇOK SIKMADAN OYNAYACAĞINI SÖYLEMESİDİR. Kaldı ki bir diğer dikkat edilmesi gereken husus, yine aynı tapede İbrahim Akının Fahri Tatan’a Perşembeye 05.05.2011 tarihli bir çeki olduğunu ve bu çekin tahsili halinde kendisine 15 Milyar para verebileceğini beyan etmesidir. KISACA ŞİKE PARASININ ÇEKLE ÖDENMESİNİN MÜMKÜN OLMADIĞINI DÜŞÜNÜRSEK, İDDİANAMEYİ TANZİM EDENLERİN İBRAHİM AKIN’IN ALDIĞI PARALARI BİZLERE YAMAMA ÇABASI İÇİNDE OLDUKLARI AÇIKÇA GÖRÜLECEKTİR. İDDİANAMEDE CUMA GÜNÜ YUVARLANARAK "BİR CUMA GÜNÜ" ALINDIĞI İDDİA EDİLEN ŞİKE PARASININ ASLINDA İBRAHİM AKIN’IN 29.04.2011 CUMA VE 06.05.2011 CUMA TARİHLERİNİ KASTETTİĞİ 2 ADET ÇEK VE KULÜPTEN VE KUMAR PARALARI OLDUĞU AÇIKÇA ORTADADIR.
30.04.2011 Tarihinde, saat 13.34’de (O.Murat Özaydınlı’nın telefonu) Aziz Yıldırım ile İlhan Ekşioğlu arasında yapılan görüşme (Tape 3653)
İlhan Ekşioğlu’nu arıyorum. Her zaman maçtan bir gün önce akşamüstü yapılacak son idmana tüm yöneticiler hep beraber gitmeye çalışırız. O gün de Samandıra Tesislerinde kampa girecek olan futbolcularımıza moral vermek amacıyla onu da tesislere çağırıyorum.
30.04.2011 Tarihinde, saat 14.50’de Yusuf Turanlı ile İbrahim Akın arasında yapılan görüşme (Tape 3367)
Bu tapede dikkat edilmesi gereken husus Yusuf Turanlı’nın Cuma günü problem olmayacağı ve Cuma günü Kıbrıs’a gidip halledeceklerini İbrahim Akın’a açıklamasıdır. Bu tapenin önemi iddianameyi imza altına alanların 29.04.2011 Cuma günü İbrahim Akın’a ödendiği iddia edilen şike parasının asılsız çıkması üzerine bir sonraki Cuma olan 06.05.2011 tarihini manüple etmeleri ile ilgilidir. Oysa ki 06.05.2011 Cuma günü de İbrahim Akın’ın almayı düşündüğü para ve bu tarihle ilgili Yusuf Turanlı ile yaptıkları konuşmaların konusunun Kıbrıs’dan edinilecek para olduğu açıkça ortadadır. Ve bu paranın nerelere harcanacağı konusu da 3368 no.lu bir sonraki tapede açıklanmıştır.
30.04.2011 Tarihinde, saat 17.51’de İbrahim Akın ile Yusuf Turanlı arasında yapılan görüşme (Tape 3580)
Bu görüşme açıkça ortaya koymaktadır ki MAÇA BİR GÜN KALA İDDİAYA GÖRE 5 GÜN ÖNCE ŞİKE YAPAN ŞAHISLARDAN YUSUF TURANLI, SÖZDE ŞİKE YAPTIRDIĞI ŞAHIS İBRAHİM AKIN’IN ŞİKE YAPTIĞI MAÇTA OYNAYIP OYNAMADIĞINI BİLMEMEKTEDİR VE İBRAHİM AKIN’A "MAÇTA OYNUYOR MUSUN" DİYE SORMAKTADIR. MENAJERİ BU KONUYU KİMSEYE SÖYLÜYOR MU? YUSUF TURANLI SÖZDE ŞİKE YAPTIRDIĞI OYUNCUSUNA "MAÇTA GÜZEL OYNA AMA MAÇTA" DİYOR. BU NASIL ŞİKE ANLAŞMASIDIR?
01.05.2011 Tarihinde, saat 15.57’de İbrahim Akın ile Yusuf Turanlı arasında yapılan görüşme (Tape 3582)
Bu tapeden de anlaşılacağı üzere şike yapan şahıslar maçtan 3 saat öncesine kadar dahi şike yapılacağını dahi bilmemektedirler. Ve yine iddiaya göre şike yapan koskoca Fenerbahçe kulübü ve yöneticileri, oynayıp oynamayacağı menajeri tarafından bilinmeyen bir futbolcu ile şike anlaşması yapıyor. BU TRAJİ – KOMİK DURUM KANAATİMİZCE İDDİANAMEYİ DÜZENLEYENLER TARAFINDAN İSPAT EDİLMEK ZORUNDADIR. ZİRA BU DENLİ KOMİK BİR İDDİADA BULUNANLARIN DÜZENLEDİKLERİ BU ÖZENSİZ BELGENİN ADI İDDİANAME DEĞİL İFTİRANAMEDİR. Bu konuşma maçtan 3 saat önce yapılmaktadır. Dikkatlice okunursa şike yapacak oyuncunun oynayıp oynamayacağı maça 3 saat kala menajeri tarafından öğreniliyor. O zaman bu nasıl bir şike anlaşmasıdır?
02.05.2011 Tarihinde, saat 13.40’da X Şahıs ile İbrahim Akın arasında yapılan görüşme (Tape 3583)
X Şahsın daha önceki tapelerde İbrahim Akın’la yaptığı görüşmede 5 milyarlık çeki olduğunu ve bunu kırdırması gerektiğini biliyoruz (Tape 3574)
İbrahim Akın bu tapede X şahısla yapmış olduğu atlarla ilgili sohbetten sonra X Şahsın 6 milyar daha borçlandığını öğreniyor. 02.05.2011 GÜNÜ YAPILAN BU KONUŞMADA İBRAHİM AKIN KENDİSİNE BİR SONRAKİ GÜN, YANİ 03.05.2011 GÜNÜ PARA YATIRACAĞINI SÖYLÜYOR. AYRICA KENDİSİNDE DE CUMA GÜNÜ İÇİN ÇEK OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. Bizim şike ile ilgili çek verebileceğimizi herhalde düşünemeyiz. Çünkü öğrendiğimiz kadarıyla bu çek Kıbrıs’ta kumarhanede kazanılan para ile ilgilidir. 02.05.2011 günü yapılan bu konuşmada İbrahim Akın kendisine, yarın yani 03.05.2011 günü para yatacağını, ayrıca kendisinde vadesi Cuma günü olan bir çek olduğunu, bu çekin gününe 4 gün kaldığını açıkça beyan ediyor. Dolayısıyla daha önceki tapelerden de anlaşıldığı üzere ve Fenerbahçe kulübünün de şike karşılığında çek vermeyeceği düşünülürse bu gelecek paranın Yusuf Turanlı ile konuşmalarında belirttiği Kıbrıs’tan gelecek olan para olduğu açıktır.
Çek verilerek şike yapılır mı? Eğer netice anlaşmaya göre bitmezse çeki nasıl tahsil edebilirsiniz? Size bu konuda şantaj yaparlarsa ne yapabilirsiniz? Bunları akıl süzgecinden geçirdiğinizde kesin olarak çek vermezsiniz. Maalesef kendisinin yalan beyanları sonucu olaylar bu noktaya gelmiştir.
02.05.2011 Tarihinde, saat 13.58’de ve 02.05.2011 Tarihinde , saat 14.00 da İbrahim Akın ile Fahri Tatan arasında yapılan görüşmeler (Tape 3584-3585)
Bu tapelerde İbrahim Akın, Fahri Tatan’a 5 milyar gönderiyor. Fahri Tatan ile yapılan atlar ve at yarışları ile ilgili sohbetten sonra Fahri Tatan Cuma günü mü parayı alacağını İbrahim Akın’a soruyor.
3585 nolu tapede ise;
Fahri Tatan, İbrahim Akın’a Cuma günü mü alıyorsun paraları diyor. İbrahim Akın da o gün alabileceğini ifade ediyor.
06.05.2011 Tarihinde, saat 13.07 de Ahmet Çelebi ve Bülent İşcen arasında yapılan görüşme (Tape 2884)
Bu görüşmede Ahmet Çelebi, Bülent İşcen’i arıyor ve bana ulaşması için "arasana bir zahmet" diyerek Kulübün dışındaki bir işle ilgili görüşme iradesini açıkça ortaya koyuyor.
06.05.2011 Tarihinde, saat 13.08 de Bülent İşcen ile Aziz Yıldırım’ın Sekreteri Nürgün Hanım isimli şahıs arasında yapılan görüşme (Tape 3609)
Bülent İşcen, sekreterim Nurgün Hanım’ı arıyor. Ahmet Çelebi’yi daha önce Benimle konuştuğu Ataşehir’deki pide dükkânının yeri için Cuma günü konuşmak üzere çağırmıştım. Benim tapeden anlaşıldığı gibi Ahmet Çelebi her zaman arayabilen ve yanıma gelebilen bir kişi değildir. Zaten eğer İbrahim Akın ile ilgili bir konu olsa idi benim muhakkak dönüş yapacağımı bilirlerdi. Bu da gösteriyor ki böyle bir olay yoktur. Kendisi benim telefona dönüş yapmayacağımı bile belirtiyor.
Zaten burada "gelecekmiş hani gelsin mi" sözleri bunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yukarıda belirttiğim gibi Ahmet Çelebi yeni yapılan komplex içinde bir pide dükkanı açmak istiyordu. Ben de Cuma günü bana gelmelerini söylemiştim. Kendilerine bu konuyu Ülker Grubuyla görüşmemiz gerektiğini, Cuma günü geldiklerinde Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Yüksel Günay ile görüştüreceğimi söylemiştim. Beni aramalarına rağmen işim olduğu için kendilerine dönmedim. Akşamüstü yapılan futbol takımı antrenmanını seyretmek ve Aykut Kocaman ile görüşmek için yönetici arkadaşlarla Samandıra Tesislerine gitmiştim. Bundan dolayı Bana ulaşamadılar. Bu da göstermektedir ki hiçbir şekilde benim parayla ilgili görüşmem veya para vermem olmamıştır.
06.05.2011 Tarihinde, saat 16.45 de Ahmet Çelebi ile Kazım Alemdağ arasında yapılan görüşme (Tape 2886)
Bu tapeden de açıkça anlaşıldığı üzere şahsi işlerinden dolayı ekonomik sıkıntıları olduğu için Benimle görüşmek istemesine rağmen görüşemediğinden arkadaşından borç para istediği açıkça ortadadır. Ayrıca bu paranın ne zaman alınıp alınmadığı belli değildir. Oysa ki iddianamede şike parası olarak geçen bu para alınmış olmalıdır ki 1.5saat içinde İbrahim Akın’a ulaştırılmış olabilinsin.
Kaldı ki konuşmanın saati dikkate alındığında ve Yusuf Turanlı’nın İbrahim Akın’a ilettiği iddia edilen paranın alınma saatine bakılırsa bu paranın aynı para olması mümkün değildir.
Ahmet Çelebi’nin de ifadesinde belirtildiği üzere, İzmir Sheraton Oteli’nin reklam ihalesini BİTEL ve PEGASUS isimli iki ayrı firma alıyor; ancak Pegasus Firması’nın alt firmalarından birisi koda girince (vergi sorunu yaşayınca) Ahmet Çelebi aracılık karşılığı aldığı 100.000$ karşılığı 157.000TL’yı iade etmek zorunda kalıyor ve bu para karşılığı verdiği 2 adet çek Ahmet Çelebi üzerine kalıyor. Reklam işini veren de Can Turizm Sahibi Adil Dilek’miş. 2886 no lu 05.05.2011 tarihli 16.45 teki Ahmet Çelebi’nin konuşması bu açıkladığımız kendi ticari işiyle ilgilidir. Sözde şike parası ile alakası olamaz.
06.05.2011 Günü, 15.02, 17.21, 17.38 ve 18.07 saatlerindeki tapeler ve aynı gün 18.16 daki tapeden anlaşılacağı üzere Yusuf Turanlı’nın İbrahim Akın’ın önceki tapelerde de belirttiği 06.05.2011 vadeli alacağını bankaya yatırması ile ilgili konuşmalardır. Yine bu tapeden anlaşılacağı üzere, şahıslar aralarında bu parayı banka yoluyla istemektedirler. Bu da göstermektedir ki, söz konusu para yasal bir alacaktan kaynaklanmaktadır.
06.05.2011 Tarihli, 18.29 daki 3610 no lu tapede bahsi geçen "Tamam, hallettim, gönderdim" şeklinde anlatılan hususun, sanki İbrahim Akın’a Yusuf Turanlı tarafından gönderilen para olduğu şeklinde algı yaratılmak istenmiştir. Halbuki yukarıda açıkladığımız üzere, baz istasyonları ve şahısların mevkileri göz önüne alındığında, söz konusu paranın gönderilmesinin mümkün olmadığı aşikardır. Ancak her cümleyi suça yönlendirmek isteyen iddia makamı, öğrendiğim kadarıyla bu tapedeki konuşmayı da sözde paraya bağlamıştır. Ancak fiziken bu mümkün değildir.
14.05.2011 Tarihinde, saat 23.13 de Zeki Mazlum’un X Şahıs’a gönderdiği mesaj (Tape 3322)
Başkanım bndn duymuş olmayın;) İBRAHİM AKIN 200 MİLYAR ALDI FENERDEN onu diyecektim
14.05.2011 Tarihinde, saat 23.15 de Zeki Mazlum’u X Şahısın aradığı görüşme (Tape 3323)
Bu iki tapeyi beraber değerlendirmemiz gerekir. Trabzonspor – İ.B.B. Spor maçı 15.05.2011 tarihinde Trabzon’da oynanmıştır. Tarafımızdan hiçbir şekilde İbrahim Akın’a para verilmemiştir. Zeki Mazlum mesajı çekenin Tahir Kıran olduğunu söylemektedir. Tahir Kıran’ın Fenerbahçe aleyhine yaptığı çalışmaları, Eskişehirspor – Fenerbahçe maçından önce Bülent Uygun ile yaptığı telefon görüşmesinde görüyoruz.
Tahir Kıran’ın, Fenerbahçe Spor Kulübü Disiplin Kurulu tarafından Fenerbahçe Üyeliği iptal edilmiştir. Zeki Mazlum ’bu mesajın 01.05.2011 tarihinde oynanan Fenerbahçe Spor Kulübü – İ.B.B. Spor maçıyla ilgisi yoktur’ diyerek Savcılıkta ifade vermiştir. İfadesinde ’Tahir Kıran Fenerbahçelidir, Aziz Yıldırımla aralarında problemler yaşandığından böyle bir mesajı bana gönderme gereği duymuş olabilir. Bu sadece bir duyumdur. Bu konuda başka delilim yoktur.’ demiştir.
Zaten Zeki Mazlum’un Savcılıktaki ifadesi her şeyi anlatmaktadır.
Tahir Kıran neden sorguya çağrılıp Savcılıkta ifadesi alınmamıştır? Tahir Kıran’a mesaj çeken sporcu kimdir? Neden ifadesi alınmamıştır? Kısaca Tahir Kıran’ı kimler korumaktadır ? Bu açıklamalardan sonra bizim herhangi bir şekilde para vermediğimiz herhalde net olarak anlaşılmıştır. (Ek-9: Zeki Mazlum’un Savcılık İfadesi)
Etiketler:
FENERBAHÇE,
İBRAHİM AKIN,
PFDK,
ŞİKE SORUŞTURMASI,
TFF,
YUSUF TURANLI
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



